Festival GüncesiKüpürlen

Bir Şairi Değil, Bir Hissi Anlamak: Şükrü Erbaş ile Ankara’nın Kalbinde Bir Yüzleşme

Kalabalıkların ortasında insanın içini eksilten o tanıdık duyguya dokunan usta şair Şükrü Erbaş, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla bir araya geldi. Yalnızlığı bireysel bir halden çıkarıp “çağın ortak yarası” olarak tanımlayan Erbaş; aşkın, şiirin ve direnişin iç içe geçtiği dünyasını Küpür Ankara’ya anlattı.

Bazen bir şehrin kalabalığında değil, bir cümlenin içinde bulursun kendini. Gürültünün ortasında değil de bir şiirin kıyısında, kendi sesine yaklaşırken… Ankara, böyle zamanlarda kendini ele verir. Betonun, hızın ve unutmanın içinden bir yerden, usulca bir hafıza çıkar karşına. O hafıza bazen bir kitap fuarında, bazen bir imza sırasında, bazen de bir şairin gözlerinde saklıdır.

ATO Congresium’un koridorlarında dolaşan kalabalık, aslında yalnızlığını da beraberinde taşıyor. Herkesin birbirine değmeden geçtiği, ama aynı cümlelerde buluşabildiği o tuhaf yakınlık hâli… Belki de bu yüzden edebiyat hâlâ bir sığınak. Belki de bu yüzden insanlar hâlâ bir şairin kelimelerine tutunuyor.

Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluşan Şair Şükrü Erbaş, yalnızlığın bireysel bir kırılma değil, çağın ortak yarası olduğunu hatırlatırken; şiirin, hâlâ insanın elinden tutan en eski ve en direngen yer olduğunu anlatıyor. Çünkü o, konuşurken de yazdığı gibi konuşuyor. Cümlelerini büyütmüyor, süslemiyor, saklamıyor. Doğrudan bırakıyor. Tam kalbin en savunmasız yerine. Ve o an anlıyorsun; bu bir röportaj değil. Bu, biraz yüzleşme. Biraz hatırlama. Biraz da insanın kendine dönmeye cesaret etmesi.

Kalabalığın ortasında, herkesin birbirine değmeden geçtiği bir yerde, bir şairle aynı cümlede buluşmak… Belki de bu yüzden bazı karşılaşmalar planlanmaz. Olur. Ve iz bırakır.

Şükrü Erbaş, Ankara Kitap Fuarı’nda Küpür Ankara’ya konuştu.

“Kitap fuarları birer soluk alma alanıAnkara’nın çoktan hak ettiği bir etkinlik

Ankara’ya yabancı olmayan, hatta bu şehrin hafızasında iz bırakmış bir isim olarak Erbaş, fuarın yalnızca bir etkinlik olmadığını anlatıyor. Onun için burası, dağılmış hayatların yeniden bir araya gelme ihtimali:

“Eski bir Ankara’lı olarak burada olmak beni mutlu ediyor, Ankara başta olmak üzere ülkenin pek çok kentinde düzenlenen fuarlara gidip geliyorum. Kitap fuarlarının biraz kitapla ilgisi olan, okuyup yazmayla ilgisi olan herkes için önemli bir soluk alma alanı olduğunu düşünüyorum.

Dışarıdaki hayat hepimizi saçtı, savurdu, kopardı, yabancılaştırdı ve yalnızlaştırdı. Yani pek çok açıdan sosyal, siyasal, kültürel açıdan “kötülük” yaşıyoruz hep beraber dışarıdaki hayat anlamında söylüyorum. Bunu aşabileceğimiz tek olanağın edebiyat, müzik, resim, tiyatro gibi sanatın bütün alanları olduğunu düşünüyorum. Bunun için sadece bir kitap fuarı değil söyleşi ve imza günleri ile Ankara’nın çoktan hak ettiği uzun süredir yaptığı bir kültürel etkinlik bu.”

Yalnızlık: “Bireysel değil, paylaşılan bir yara

Onun şiirlerinde dolaşan o derin yalnızlık hissi, aslında tek bir insana ait değil. Erbaş, bu duygunun bireysel bir kapanış değil, toplumsal bir kırılma olduğunu söylüyor. Erbaş, bunu anlatırken Franz Kafka’ya selam gönderiyor:

Şimdi benim çok sevdiğim Kafka’nın bir sözü var 

“Benim yalnızlığım insanlarla doludur” der. Burada çok özel bireysel bir yalnızlıktan bahsetmiyoruz, toplumsal bir yabancılaşmanın hepimize dayattığı bir yalnızlıktan söz ediyoruz. Kendi varlığına, diline, kültürüne, değerlerine her şeye yabancılaşıyorsunuz veinsan kendisini bir başkasıymış gibi yaşamaya başlıyor. Bunun ulaştığı yıkıcı bir yalnızlık var. Şiirlerimdeki yalnızlık bir yönüyle bireysel bir yalnızlık iken başka bir yönüyle daha büyük toplumsal derinliği büyüklüğü olan bir yalnızlık var. Benim bireysel yalnızlığım çok belirleyici olmaz bu konuda, çok önemli değil herkes öyle bir yalnızlık duygusu içinde olabilir ama onun oturduğu büyük yalnızlık burada önemli olan, trajik olan ve bizim hepimizi yoran o büyük yalnızlık”

Aşk onun için hem onaran hem yıkan: “İki ucu keskin bıçak gibi düşünün.”

Erbaş’ın metinlerinde aşk çoğu zaman geri çekilmiş, sisler ardına saklanmış gibi hissedilir. Ancak onun anlatısında aşk eksilen değil, dönüşen bir şey:

Şiirlerimde biraz daha sisler ardına çekilmiş, azar azar geri çekilmiş, tüller arkasına çekilmiş bir aşktan söz edebiliriz. Aşk tek boyutlu yürümez her ikisini aynı anda yapar bir tarafınızı onarırken bir tarafınızı da yıkar gider. Böyle olması de gerekiyor; sadece acı veren ya da sadece iyileştiren onaran da olamaz. İki ucu keskin bıçak gibi düşünün.”

Eğer insan soyu var ve sanat yoksa kıyamet kopmuş demektir

Günümüz dünyasında şiirin yeri sık sık tartışılırken, Erbaş bu soruya hiç tereddütsüz bir yerden cevap veriyor. Onun için mesele sayı değil, varlık:

“Bunu hem çok sık yazdım hem de çok sık söyledim. Toplantılarda, söyleşilerde, konuşmalarda çok sık dile getirdim. Tüm kalbimle şuna inanıyorum; yeryüzünde şiir yazan tek bir kişi ve onu okuyan tek bir kişi varsa hiçbir şeyden umut kesilmemiş demektir. Şiirin insan soyu var olduğu sürece sanatın bir bütün olarak var olacağına inanırım. Eğer insan soyu var ve sanat yoksa kıyamet kopmuş demektir.”

Şükrü Erbaş’tan gençlere değil, kalbe bir çağrı

Genç yazarlara “tavsiye” vermekten özellikle kaçınan Erbaş, sözü ustalara bırakıyor. Ve aslında en büyük öğüdü, insanın kendi içinden yükselen sese kulak vermesi oluyor. Bu noktada Neşet Ertaş’ın sözlerini hatırlatıyor:

Bir gün Neşet Ertaş’a soruyorlar ‘Saz çalmaya başlayan gençlere ne tavsiye edersiniz’ diye kendisi de cevap veriyor ‘Ne söyleyeyim efendim, yüreklerine aşk ateşini koysunlar o ateş onlara nasıl söyler’ diyor. Ben gençlere ne söyleyeyim benim haddime mi? Ben 15 yaşında yazmaya başladım bana kimse bir şey söylemedi. Sol göğsün altındaki serçe kuşu ötüyorsa, canlıysa yazsınlar ama yazdıkları dilin kendinden önce yazılmış ürünlerini, birikimlerini de bilmeleri gerekir.”

Kalabalığın ortasında, imza sırasının hemen kıyısında, bir şairin cümleleriyle baş başa kalmak… Belki de bu yüzden bazı karşılaşmalar habere sığmaz. Çünkü bazı sesler sadece duyulmaz; insanın içine yerleşir. Ve Şükrü Erbaş o sesi hâlâ diri tutanlardan biri.

--> Paylaş

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu