Sinemanın Kalbi İstanbul’da Attı: 45. İstanbul Film Festivali’nde Görkemli Final

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve şehrin kültürel dokusuna her yıl taze kan pompalayan 45. İstanbul Film Festivali, 20 Nisan akşamı The Marmara Taksim’de düzenlenen törenle perdelerini kapattı. 9-19 Nisan tarihleri arasında yedi farklı salonda izleyiciyle buluşan seçki, sinemanın sadece bir seyir değil, kolektif bir hafıza ve keşif süreci olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Altın Lale: Sınırları Aşan Bir Estetik
David Mackenzie başkanlığındaki jürinin titiz değerlendirmesi sonucu, festivalin en prestijli ödülü olan Altın Lale, Damien Hauser imzalı “Prenses Mumbi” filmine gitti. Film, modern sinema dilini evrensel bir anlatıyla buluşturması bakımından festivalin ruhunu yansıtan bir başyapıt olarak nitelendirildi.
- Jüri Özel Ödülü: Bi Gan / “Diriliş”
- En İyi Yönetmen: Lise Akoka & Romane Gueret / “Yaz Kampı”
- En İyi Senaryo: Markus Schleinzer & Alexander Brom / “Rose”
Yerli Sinemanın Yeni Soluğu: “Yeni Bakışlar”
Türkiye sinemasının yarınına ışık tutan Yeni Bakışlar bölümünde bu yıl Morteza Atabaki rüzgarı esti. Atabaki, hem En İyi Film hem de En İyi Kurgu ödüllerini kazandığı “32 Metre” ile sinema dilindeki yetkinliğini tescilledi.
Performans dallarında ise İnci Sefa Cingöz (Karanlıkta Islık Çalanlar) ve Kemal Burak Alper (Ölü Köpekler Isırmaz), canlandırdıkları karakterlere kattıkları derinlikle “En İyi Oyuncu” ödüllerinin sahibi oldular.
| Kategori | Kazanan | Film |
| SİYAD En İyi Film | Melik Kuru | İsimsiz Eserler Mezarlığı |
| FIPRESCI Ödülü | Mark Jenkin | Rose of Nevada |
| En İyi Belgesel | Volkan Üce | 2m2 |
| En İyi Kısa Film | Dalya Keleş | Yerçekimi |

Endüstrinin Mutfağı: Köprüde Buluşmalar
Festival sadece bir gösterim şöleni değil, aynı zamanda sinema endüstrisinin geleceğinin inşa edildiği bir platform oldu. Bu yıl 21. kez düzenlenen Köprüde Buluşmalar, 31 ülkeden profesyoneli Pera Müzesi’nde ağırlayarak yeni projelere can suyu verdi.
Editörün Notu: 45. yılını geride bırakan festival, ödül törenindeki duygusal konuşmalarla ve “Köprüde Buluşmalar” gibi endüstriyel atılımlarla, İstanbul’un dünya sinema haritasındaki sarsılmaz yerini bir kez daha mühürledi.



