AnkaralojiGri BölgeKüpürlenPerde Arkası

Küpürlen! Gri Şehrin Renk Körlüğü: Sanat Neden Sokağa İnmiyor?

Ankara; Cumhuriyet’in kültür başkenti, Devlet Tiyatroları’nın kalbi, sanatın resmi adresi… Ancak madalyonun öteki yüzünde, bu “sanat şehri” kimliği ile mahalle aralarındaki gerçeklik arasında derin bir uçurum var. Sanat, Ankara’da neden Çankaya’nın yüksek duvarlarını aşıp Sincan’a, Mamak’a, Pursaklar’a ulaşamıyor?

Mesafeler Sadece Kilometre Değil

Ankara’da sanatın topluma inememesinin ilk sebebi mekânsal gettolaşma. Kültürel etkinliklerin %90’ı belirli bir aksa (Kızılay-Tunalı-Bahçelievler) hapsolmuş durumda. Şehrin çeperinde yaşayan bir vatandaş için opera veya sergi salonu, sadece coğrafi olarak değil, psikolojik olarak da bir “başka dünyaya” ait.

“Bu Benim İçin Değil” Bariyeri

Halkın zihninde sanat; elitist, pahalı ve anlaşılması güç bir meşgale olarak kodlanmış durumda. Galeri kapısındaki o görünmez soğukluk, “buraya ait değilim” hissini tetikliyor. Sanatın dili halkın gündelik telaşıyla konuşmadığı sürece, bu yabancılaşma devam edecek gibi görünüyor.

“Sanat, halkın ayağına gitmediği sürece; sadece bir azınlığın akşam yemeği sonrası aktivitesi olarak kalmaya mahkûmdur.”

Estetik Bir Lüks mü, İhtiyaç mı?

Ekonomik darboğazda sinema biletinin bile “lüks” sayıldığı bir dönemde, sanatın bir ihtiyaç olduğunu anlatmak güçleşiyor. Oysa sanat, karın doyurmasa da ruhu sağaltan bir toplum harcıdır.

Çıkış yolu basit ama cesur: Sanatı galerilerden çıkarıp pazar yerlerine, metro istasyonlarına ve parklara yaymak. Ankara’nın o meşhur gri betonlarını estetikle buluşturmak bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur.

--> Paylaş

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu