Festival GüncesiKüpürlen

Merakın Peşinde Bir Sanat Pratiği: Onur Dal, Art Ankara 2026’da Mercek Altında

Farklı disiplinlerden beslenen sanatçı Onur Dal, mimarlıkla başlayan kariyerini sanatla buluşturuyor. Üretim sürecini bir “oyun alanı” olarak tanımlayan Dal için yıkıp yeniden kurmak, yaratıcılığın en saf parçası. Art Ankara 2026’da izleyiciyle kurduğu bağı sürecin önemli bir yüzü olarak gören sanatçı, üretimini besleyen merak duygusunu Küpür Ankara Art’a anlattı.

Bazı hikâyeler doğrusal ilerlemez; yön değiştirir, dallanır, çoğalır. Onur Dal’ın yolculuğu da bu kırılmaların içinden geçerek bugüne ulaşıyor. Mimarlıkla başlayan kariyeri, gastronomi ve reklamcılıkla genişleyen bir deneyim alanına dönüşürken, onu en başa, çocukluk aşkı olan sanata geri çağırıyor.

Dal, bu geçişleri ani kopuşlar olarak değil, içindeki “meraklı çocuk”un doğal yönelimleri olarak tanımlıyor. Araştırma isteği, yeni alanlara duyduğu ilgi ve derinleşme arzusu, onun üretim pratiğinin temelini oluşturuyor.

Her deneyim bir katman

Sanatçının geçmişindeki çok yönlülük, bugünkü üretim diline doğrudan yansıyor. Mimarlığın kurucu disiplini, gastronominin duyusal dünyası ve reklamcılığın anlatı gücü, Dal’ın sanatında iç içe geçiyor.

Onun için her meslek, bir deneyimden öte bir “yaşanmışlık formu.” Bu formlar, üst üste eklenerek yeni bir anlatı kuruyor. Dal, üretimini tam da bu birikimin içinden inşa ediyor; her yeni iş, geçmişin izlerini taşıyan bir devamlılık sunuyor.

“Yıkım da sürecin bir parçası”

Sanat pratiğinde tamamlamak kadar vazgeçmenin de önemli bir yeri var. Dal’a göre bir işi yırtıp atmak, başarısızlık değil; üretimin doğal bir aşaması.

Sanatı bir “oyun alanı” olarak tanımlayan sanatçı için yıkmak, bozmak ve yeniden kurmak bu oyunun kaçınılmaz dinamikleri arasında yer alıyor. Ancak tüm bu sürecin sonunda asıl hedef değişmiyor: “Tamamlamak ve o tamamlanmışlık hissine ulaşmak.”

Dal, şöyle anlatıyor:

“Yırtıp atmak sürecin bir parçası aslında. Yani bu bir oyun alanıysa, yıkıp dökmek ve tekrardan inşa etmek elbette ki onun bir süreci. Ama en önemlisi, en büyük tatmin tabii ki işi bitirmek. Hedef her zaman onu bitirmek ve onu inşa edip onun tatminine ulaşmak”

“Atölye en saf alan”

Dal’ın üretiminde atölye, yalnızca bir çalışma mekânı değil; aynı zamanda özgürlüğün ve içsel derinliğin alanı. Sanatçı, kendisini en ait hissettiği yerin burası olduğunu vurguluyor.

Bu alan, dış dünyanın beklentilerinden uzak, tamamen içsel bir akışa izin veriyor. Dal için üretimin en saf hali, tam da bu yalnızlık ve özgürlük içinde ortaya çıkıyor.

Dal için Art Ankara sanatla yüzleşme alanı;

Öte yandan sanatın izleyiciyle buluştuğu anlar da bu sürecin vazgeçilmez bir parçası. Art Ankara gibi etkinlikler, sanatçıyı kendi üretimiyle farklı bir düzlemde karşı karşıya getiriyor.

İzleyicinin bakışı, yorumu ve algısı, üretim sürecine yeni katmanlar ekliyor. Dal, bu karşılaşmayı kıymetli bulsa da tercihinin hâlâ atölyeden yana olduğunu açıkça dile getiriyor.

Derinleşmenin izinde;

Onur Dal için sanat, görünür olmaktan çok derinleşmekle ilgili bir süreç. Farklı disiplinlerden beslenen, yıkım ve inşa arasında gidip gelen bu üretim pratiği, onun içsel yolculuğunun bir yansıması.

Ve o yolculuk, hâlâ merakın izinde, katman katman ilerlemeye devam ediyor.

--> Paylaş

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu